Ordu’nun Aybastı ilçesinde faaliyet gösteren Taşzemin adlı maden şirketi, iş insanı Emrullah Turanlı’nın sahibi olduğu Taşyapı’nın bir iştiraki olarak altın madeni için sondaj çalışmalarına devam ediyor. Korgan ve Perşembe Yaylası’nın bitişiğinde sürdürülen bu çalışmalar, bölge halkının tepkisini çekiyor. Yöre halkı, doğal varlıklarını korumak amacıyla hem fiili direniş sergiliyor hem de hukuki mücadele yürütüyor.
Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, bölgedeki son durumu değerlendirerek, şirketin valilik izni ile çalıştığını ve yaklaşık 2 bin hektarlık alanın 6 farklı noktadan kapatıldığını açıkladı. Bu kapatma işlemi sonucu bölgeye girişlerin bir ay süreyle yasaklandığı belirtildi.
Korgan Yaylası’na 2 kilometre mesafede 18 ay önce başlayan maden sondajına karşı köylüler, 4 akademisyenin hazırladığı bilimsel bir rapor ile mahkemeye başvurmuş ve çevre nöbeti başlatmıştı. Ancak şirket, bu protestolara katılan köylüler hakkında şikayette bulunarak, doğayı savunan köylülerin “mala zarar verme” ve “hakaret” suçlamalarıyla yargılanmasını talep etti. Şirket genel müdürü, şantiye alanındaki 150 karot sandığının zarar gördüğünü ve toplam zararın 10 milyon dolar olduğunu iddia etti. Şirketin dilekçesinde, karot sandıklarının tekmelendiği öne sürülürken, Gönül bu iddialara yanıt vererek, “Sadece yol kenarında duran karotları bir yerden alıp başka bir yere taşıdık. Bu nedenle şikayetçi olmuşlar. 10 milyon dolar istiyorlar,” şeklinde konuştu.
Mahkeme tarafından atanmış bilirkişi heyetinin 8 Mayıs’ta bölgede keşif yapması bekleniyor. Ancak Gönül, şirketin keşif öncesinde sondaj ve yol açma çalışmalarını hızlandırdığını belirtti. Bölge halkı, hukuki sürecin tamamlanmadan doğanın tahrip edilmesine karşı tepkilerini dile getirerek, “Talana karşı direnişte kararlıyız,” mesajını verdi.
Süreçte dikkat çeken bir diğer nokta ise, mahkemeye sunulan akademik rapor. Bu raporun ardından mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verdiği ifade ediliyor. Raporda, söz konusu yaylaların “dünya mirası” niteliğinde olduğu ve maden faaliyetlerinin bölgedeki mera bütünlüğünü geri dönülemez şekilde bozacağı belirtiliyor. Tüm bu uyarılara ve yargı sürecine rağmen, yaylaların 300 jandarma eşliğinde köylülere kapatılması ve iş makinelerine açılması, bölgedeki gerilimi artırmayı sürdürüyor.